Ankara · İstanbul — Kurumsal Hukuk
+90 532 765 9394 · +90 532 729 0766 TR EN
ARSLANHUKUK & DANIŞMANLIK
Ana Sayfa  /  Blog  /  Gayrimenkul & Kira Hukuku

Kira Sözleşmesinde Tahliye: Yasal Sebepler ve Süreç

20 Haziran 20266 dk okumaGayrimenkul & Kira Hukuku

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kira ilişkisinin sona erdirilmesini belirli sebeplere ve usullere bağlamıştır. Bu yazıda konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye yolları genel hatlarıyla ele alınmaktadır.

Tahliye Kavramı ve Yasal Çerçeve

Kira ilişkisinin sona erdirilmesi ve kiralananın kiracı tarafından boşaltılması, hukuk dilinde tahliye olarak adlandırılır. Konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından tahliyeye ilişkin temel düzenlemeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda yer almaktadır. Kanun, kiracıyı görece zayıf taraf olarak kabul ettiğinden, kiraya verenin sözleşmeyi dilediği anda ve gerekçesiz biçimde sona erdirmesini engellemekte; tahliyeyi yalnızca kanunda sayılan sebeplere ve belirli usullere bağlamaktadır.

Tahliye sebepleri genel olarak iki grupta toplanabilir: kiraya verenden kaynaklanan sebepler (ihtiyaç, yeniden inşa ve imar gibi) ile kiracıdan kaynaklanan sebepler (kira bedelinin ödenmemesi, yazılı tahliye taahhüdüne aykırılık, iki haklı ihtar gibi). Her sebep, kendine özgü şartlara, sürelere ve izlenmesi gereken usule tabidir.

Kiracıdan Kaynaklanan Tahliye Sebepleri

Kiracının davranışlarına veya taahhütlerine dayanan başlıca tahliye sebepleri Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu sebeplerin çoğu, kanunda öngörülen şekil şartlarına ve süreçlere uyulmasını gerektirir.

  • Yazılı tahliye taahhüdü: Kiracının, kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmesi hâlinde, taahhüt edilen tarihten itibaren kanuni süre içinde tahliye davası açılabilir veya icra takibi başlatılabilir. Taahhüdün, kiralananın tesliminden sonra ve yazılı olarak verilmiş olması aranır.
  • Kira bedelinin ödenmemesi (temerrüt): Kiracının kira bedelini zamanında ödememesi hâlinde, kiraya veren yazılı olarak süre vererek ihtarda bulunabilir; verilen süre içinde borç ödenmezse sözleşmenin feshi ve tahliye yoluna gidilebilir.
  • İki haklı ihtar: Kiracıya bir kira yılı içinde kira bedelini ödemediği için yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulması hâlinde, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren kanuni süre içinde tahliye davası açabilir.

Kiraya Verenden Kaynaklanan Tahliye Sebepleri

Kiraya veren, belirli koşullar altında kendi ihtiyacına veya taşınmaza yönelik planlarına dayanarak tahliye talep edebilir. Bu sebepler kötüye kullanıma açık olduğundan kanun, belirli güvenceler öngörmüştür.

  • Konut veya işyeri ihtiyacı: Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi bulunması hâlinde tahliye talep edilebilir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması aranır.
  • Yeni malikin ihtiyacı: Kiralananı sonradan edinen kişi, kendisi veya yakınları için konut veya işyeri gereksinimi hâlinde, edinme tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre ve usule uyarak tahliye isteyebilir.
  • Yeniden inşa ve imar: Kiralananın yeniden inşası veya esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise tahliye talep edilebilir.

Dava, İcra Süreci ve Süreler

Tahliye, sebebine göre dava yoluyla veya belirli hâllerde icra takibi yoluyla gerçekleştirilir. İhtiyaç, yeniden inşa ve imar gibi sebeplerde kural olarak sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılır. Yazılı tahliye taahhüdü ve kira bedelinin ödenmemesi gibi hâllerde ise icra dairesi aracılığıyla takip başlatılması mümkündür.

Sürelere titizlikle uyulması büyük önem taşır. İhtiyaç sebebiyle açılacak davalar bakımından, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih bildirimi için öngörülen dönem ve fesih bildirim süresine uyularak dava açılması gerekir. Sözleşmenin uzaması hâlinde, on yıllık uzama süresinin sonunda kiraya verenin herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebileceği hâller de düzenlenmiştir. Yazılı tahliye taahhüdü ve iki haklı ihtar gibi sebeplerde ise taahhüt tarihinden veya kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde harekete geçilmesi aranır. Bu sürelerin kaçırılması, hakkın kaybına yol açabilir.

Zorunlu Arabuluculuk ve Tarafların Dikkat Edeceği Noktalar

Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, tahliye talepleri de dâhil olmak üzere, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak öngörülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın mahkemeye taşınmasından önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Arabuluculuk aşamasında tarafların anlaşması hâlinde, uyuşmazlık dava aşamasına gelmeden çözülebilir.

Kiraya veren açısından ihtarların ve bildirimlerin yazılı olması, tebligatın usulüne uygun yapılması ve kanuni sürelere uyulması önem taşır. Kiracı açısından ise imzalanan tahliye taahhütlerinin ve sözleşme hükümlerinin hukuki sonuçlarının önceden değerlendirilmesi, kira bedellerinin ödendiğine ilişkin belgelerin saklanması yararlı olacaktır. Her iki taraf için de somut olayın koşulları; uygulanacak usulün ve sürelerin belirlenmesinde belirleyicidir.

Öne çıkanlar

  • Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye, yalnızca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda sayılan sebeplere ve usullere dayanılarak yapılabilir.
  • Tahliye sebepleri kiracıdan kaynaklananlar (tahliye taahhüdü, temerrüt, iki haklı ihtar) ve kiraya verenden kaynaklananlar (ihtiyaç, yeniden inşa-imar) olarak ayrılır.
  • Sebebe göre dava veya icra yolu izlenir; kanuni sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açabilir.
  • Kira uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.
  • Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez; somut durumda bir avukata danışılması önerilir.

Bilgilendirme: Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Kira ilişkileri ve tahliye süreçleri, her olayın kendine özgü koşullarına, sözleşme hükümlerine ve güncel mevzuata göre değişkenlik gösterebilir. Somut bir uyuşmazlık veya işlem söz konusu olduğunda, hak kaybı yaşanmaması adına bir avukata danışılması ve sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi önerilir.

İletişim

Somut bir meseleniz mi var?

Değerlendirme görüşmesi yükümlülük doğurmaz ve mutlak gizlilik esasına dayanır.

Görüşme Talep Edin
← Tüm yazılar